güncel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

ADB-Amatör Denizci Belgesi Adım Adım Yönetimi

 1.     Adım – ADES (Amatör Denizci Eğitim Semineri)
Sınava girmek için önce Ulaştırma ve Haberleşme Bakanlığının bir portalı olan ADES’e girip online eğitimlere katılmanız gerekiyor. Adres : https://ades.udhb.gov.tr/
Burada 24 adet konu var. Her konu için eğitim almanız gerekiyor. Bazı eğitimler indirilebilir PDF halinde, bazıları izlenebilir video halinde. İsterseniz eğitime tıklayıp ardından çıkan pencereyi kapatarak eğitimi es geçebiliyorsunuz. Eğitimler tekrar geriye dönüp izlenebiliyor.
Dikkat!!! : Her eğitimin sonunda konu sonu sınavı var. Sınavlarda başarı veya geçme notu yok. Sadece doğru sayısı yanlış sayısı şeklinde sonuç veriyor. Sınavı tamamlamadan bir sonraki konuya geçemiyorsunuz. Her sınava 5 kere girme hakkınız var. Her seferinde sorular aynı. Dolayısıyla sınava bir kez girdikten sonra yanlışlarınızı görüyorsunuz. 2. Girişinizde sadece yanlış cevaplarınızı düzelterek tam puan alarak geçebiliyorsunuz.
24 konunun tamamının da eğitimine girip, 24 adet sınavı da tamamladıktan sonra, sınav sonuçlarınıza göre bir ortalama puan hesaplanıyor. Bu notu Ders Yönetimi à Notlar bölümünden görebilirsiniz. Gereken puan kaç bilmiyorum ancak gerekli ortalama notu yakaladığınız zaman, 24. Konudan sonra Amatör Denizcilik Eğitimi Kurs Tamamlama diye bir link açılacak (gerekli puanı tutturamadığınız zaman bu linke tıklayamıyorsunuz). Eğer link kapalı ise daha önce girdiğiniz sınavlardaki yanlışlarınızı düzeltip notunuzu yükseltmeniz gerekiyor.
24. konudan sonra yer alan Amatör Denizcilik Eğitimi Kurs Tamamlama aslında bir sınav değil. Orası tıklanabilir olduğu zaman size bir başarı belgesi çıkartacak karşınıza. O başarı belgesini pdf olarak bilgisayarınıza kaydedin. Başarı belgesinin altında bir kod yazıyor olacak. O ileride size lazım olacak. ADES e ileride tekrar girip bu belgeye tekrar ulaşabilirsiniz.
2.     Adım – GOSS (Gemi Adamları Online Sınav Sistemi)
http://gss.gasm.gov.tr/ Adresine giriyoruz. Yeni Kullanıcı bölümünden bir kullanıcı oluşturuyoruz. Burada    üst menüden
Kullanıcı(ADS) à Aday İşlemleri’ ne tıklıyoruz. Buradaki tüm bilgileri eksiksiz bir şekilde dolduruyoruz.
1-    Kimlik Bilgileri ve Fotoğraf: Burada TC numaranızı yazdığınız zaman çoğu bilginiz otomatik çıkıyor. Eksikleri siz tamamlıyorsunuz. Ve bir vesikalık fotoğrafınızı sisteme yüklüyorsunuz. Eğer elinizde taranmış bir fotoğraf yoksa web cam ile fotoğraf çekebiliyorsunuz.
2-    İletişim Bilgileri: Buraya iletişim bilgilerimizi eksiksiz yazıyoruz
3-    Sağlık Raporu: Sağlık raporu Göz ve KBB uzmanı içeren bir hastane olmak zorunda. Yanınızda vesikalık fotoğraf ta götürmeniz gerekiyor. Aldığınız sağlık raporunu da taratıp sisteme yüklüyorsunuz. Dikkat: GOSS sistemi sadece JPG formatında görsellerin yüklenmesini destekliyor. Tarayıcılar ise genellikle dokümanları PDF’e dönüştürür, sistem bunu kabul etmez.
4-    Ödeme Dekontu: Sınava giriş ücreti (Ziraat Bankası Bakanlıklar/Ankara Kamu Girişimci şube kodu:2532 7064441-5008 nolu hesaba Amatör Denizci Belgesi sınavı için 50 TL, Kısa Mesafe Telsiz Operatörü sınavı için 50 TL) yatırılıyor. Ödemede ADINIZ – SOYADINIZ – GİRECEĞİNİZ SINAV bilgisini mutlaka havale bilgisine yazdırın. Bu dekontları taratıp jpg formatında sisteme yüklüyorsunuz. Her iki sınavın dekontunu da ayrı ayrı yüklüyorsunuz. Dekontları yüklerken sınav türü ve başvuru yerini seçiyorsunuz.
5-    ADES Bilgilerinin Girilmesi: Bu adımda, ADES’ ten aldığınız belgenin tarihini ve belgenin altındaki kodu buraya yazıyorsunuz. Büyük-Küçük harfe duyarlı olduğu için kopyala yapıştır yapmanızı öneririm
6-    Randevu Alma: Tüm bu bilgileri ve dokümanları girdikten sonra başvurunuz İzmir Liman Başkanlığı tarafından onaylanması gerekiyor (eğer dekont yüklerken İzmir Liman Başkanlığı’nı seçtiyseniz). DİKKAT: İzmir Liman Başkanlığı’nı arayarak dekont ve diğer tüm dokümanları yüklediğinizi ve randevu alabilmek için onay beklediğinizi belirtmeniz gerekiyor. Bunun üzerine T.C. numaranızı alıp gün içerisinde onay veriyorlar. Sistemde, dekont yüklendikten sonra işleminizin gerçekleşeceği yazıyor ancak aramazsanız, onay verilmiyor !!!
7-    İlgili Liman Başkanlığı onay verdikten sonra Randevu Alma linki karşınıza çıkıyor. Buraya tıklayarak istediğiniz gün ve saate randevu alabiliyorsunuz. Sınavlar Cuma günleri yapılıyor. Neredeyse her Cuma sınav var. Sabah 9:30 ve 11:00 seçenekleri var.


3.     Adım – Snava Giriş
Sınav saatine 15 dakika kala nüfus cüzdanınız ile orada bulunmanız yeterli oluyor. Sınavlar bilgisayar başında yapılıyor. GOSS sistemindeki kullanıcı adı ve şifrenizi kullanarak bilgisayarda oturum açıyorsunuz. Kullanıcı adı ve şifreniz aklınızda olsun. ADB sınavı 50 soru 60 dakika (geçme notu 60), KMT sınavı 25 soru 30 dakika (geçme notu 60). Her iki sınavın da sonuçları, sınav başlangıç saatinden 60 dakika sonra (yani ADB sınavı biter bitmez, KMT sınavı bittikten yarım saat sonra) açıklanıyor. Sınav sonucunuzu sınavdaki gözetmenden öğrenebildiğiniz gibi GOSS (http://gss.gasm.gov.tr/ ) adresindeki başvuruların bölümünden de görebiliyorsunuz.
Sınava giderken yanınızda Sınavda Başarılı Olanlar İçin Yapılacaklar bölümünde yazan belgeleri bulundurun ki, sınavdan sonra sonuçları öğrenir öğrenmez belgeleri teslim edin, tekrar gidip gelmek zorunda kalmayın.
4.     Adım – Sınavda Başarılı Olanlar İçin Yapılacaklar
Yanınızda aşağıdaki belgeleri bulundurun ve sınavdan sonra İzmir Liman Başkanlığı zemin katında yer alan 4 nolu vezneye gidip evraklarınızı teslim edin. Evrakların hepsinden 2 takım hazırlayın. Birisi ADB için birisi KMT için. (sağlık raporu için 1 orijinal 1 kopyayı kabul ediyorlar). Evrakları teslim ettikten 4-5 gün sonra belgelerinizi teslim alıyorsunuz.
1.       http://gss.gasm.gov.tr/goss/doc/KullanimRehberi.doc adresinden indireceğiniz kullanıcı rehberinin son sayfalarında ADB ve KMT talebi için dilekçeler yer alıyor. Bu dilekçeleri doldurup çıktı alıp imzalayın.
2.       4 numaralı veznede duran matbu dilekçeler var onlardan da 2 adet (1 ADB için 1 KMT için) alıp doldurun imzalayın. (bunu sınav öncesi bekleme salonunda beklerken yapabilirsiniz)
3.       Nüfus cüzdanı fotokopisi
4.       4 fotoğraf
5.       Sisteme taratılan Sağlık raporunun aslı ( Göz ve KBB Uzmanının kaşesi olacak, Gözde renk körlüğü gece körlüğü yoktur ibareli ve Sağlık Raporunun alındığı tarih 4 ayı geçmiş olmayacak)
6.       Adli Sicil Kaydı veya Kamu personeli olan kişilerden kurum kimliği fotokopisi yada kurumda çalıştığına dair yazı. (E- Devlet’ ten alınan sabıka kaydını kabul ediyorlar. Ben bunun yanında Askerlikle İlişkisi Yoktur belgesi de aldım. Gerekebilir)
7.       Diploma Fotokopisi (Aslını da yanınızda bulundurun görmek isteyebilir)
8.       Muavafakatname 18 yaşını bitirmemiş 14 yaşını tamamlamış adayın velisi/vasisi tarafından muvafakatname hazırlanacaktır.
9.       Sisteme taratılan Sınava giriş dekontunun aslı (50 TL Amatör Denizci 50 TL Kısa Mesafe Telsiz Operatörü dekontu) (internet bankacılığı ile işlem yaptıysanız bankadan kaşeli ve imzalı dekont almanızı öneririm. Sorun yaşamamak için ben öyle yaptım)
10.   Sınav sonrası sınavı kazanan kişiler için Veraset ve Harçlar Vergi Dairesine belge harçlarının yatırıldığına dair dekontlar. Bu dekontları sınavdan önce hazırlayamayacağınız için bu adım sınav tamamlandıktan ve başarılı olduğunuz açıklandıktan sonra yapılabilir.
Harçların ödenmesi için vergi dairesine gitmiyorsunuz. Süreç şu şekilde işliyor:
è Bu harçları ödemek için öncelikle tahakkuk ettirmeniz gerekiyor. Yoksa vergi dairesi ve bankalar borç göremiyor.
è Harç borcunu tahakkuk ettirmek için, herhangi bir bilgisayar veya cep telefonundan (İzmir Liman Başkanlığı’nın zemin katında bulunan bilgisayarlarda olur) http://odeme.denizcilik.gov.tr/ adresine giriyoruz. Burada Bireysel KullanıcıàGiriş e tıklıyoruz. Sonrasında boşlukları doldurarak sisteme giriyoruz.
è ADB için Liman İşlemleri altından Yeterlilik Belgesi’ne tıklıyoruz. Buradan menüden Amatör Denizci’ yi seçip, altındaki satıra da adımızı yazıp Hesapla’ ya tıklıyoruz. Sonrada Başvur’ a tıklıyoruz ve 22 TL’ lik bir vergi borcumuz oluşuyor yani tahakkuk ettiriyoruz.
è KMT için Liman İşlemleri altından Gemi Adamı Cüzdanı ve Türk Denizci Kütüğüne Kayıt Suretleri bölümüne tıklıyoruz. Buradan menüden Kısa Mesafe Telsiz Belgeleri’ ni seçip, altındaki satıra da adımızı yazıp Hesapla’ ya tıklıyoruz. Sonrada Başvur’ a tıklıyoruz ve 14 TL’ lik bir vergi borcumuz oluşuyor yani tahakkuk ettiriyoruz.

è Daha sonra İzmir Liman Başkanlığının 100 metre ilerisindeki Garanti Bankası’na gidiyoruz (Cumhuriyet Meydanı). Burada ADB ve KMT için harç ödemek istediğinizi söylüyorsunuz. TC numaranızı veriyorsunuz. Onlarda bilgisayardan size 36TL borcunuz olduğunu söylüyorlar. Her 2 belge için ayrı ayrı dekont veriyorlar. Bunları da dosyanıza ekliyorsunuz.



stanbul: Levent - Ataşehir - Beylikdüzü, İzmir: Alsancak
Kurs süresi: Bir hafta sonu.
Butik eğitim: Maksimum 7 kişi.
Kurs ücreti: 650TL

Ehliyet Garantisi!


devamını oku →

TÜRKİYE DE AMATÖR DENİZCİLİK

Yazan : Özkan Gülkaynak'ın konuya ilişkin mesajı : (Değerli Dostlar,Amiral Cem Gürdeniz oluşturmuş olduğu KUDENFOR isimli bir oluşum var. Denizciliğin her alanında gelişim ve çözüm üretmeyi amaçlıyor.Benimde içinde bulunduğum oluşumda,AMATÖR DENİZCİLİĞİMİZ ile ilgili bir konuşma yaptım. Bu konuşmanın bir benzeri,KIRMIZI KEDİ kitapevi vasıtasıyla çıkartılan yeni deniz dergisi DENİZ MECMUASINDA yayımlandı.İlginizi çekeceğini umarak paylaşıyorum... MÜMKÜN OLDUĞUNCA PAYLAŞILMASINI RİCA EDERİM)





Dünya denizciliğinin tarihi bir hayli eskidir. 45.000 yıl önce bile eşya ve erzak taşımak için denizci tekneler yapıldığı bilinmektedir. Amatör denizciliğin tarihi ise oldukça yenidir. 1898 yılında, motorsuz, eski bir istiridye teknesini onarak dünyayı ilk defa dolaşan Kaptan Joshua Slocum, milyonlarca insanı etkileyecek amatör denizciliğin ilk tohumlarını, 1899 yılında yayımladığı ”Sailing Alone Around the World” kitabıyla atmıştır. Son derece sade, sürükleyici bir üslupla kaleme alınan kitap, özellikle Amerika ve Avrupa dan bir çok insanı etkilemiştir. Ayrıca insanlığın içinde bulunduğu, sanayileşme, sosyal baskı ve sıkıntılarla ekonomik buhranlar, ve en önemlisi savaşlar, bunlardan bunalan insanların bir bölümünü, küçük boylarda tekneler inşa ederek okyanuslara açılmaya ve bir nevi doğaya dönmeye teşvik etmiştir. 
O dönemin tekneleri genellikle ahşap ve çivi ile yapılmaktaydı. Elektrikli seyir aygıtları bulunmamaktaydı. Yelkenler bile pamuklu kumaşlardan dikilirdi, bitkisel halatlar kullanılırdı. Ama dünya ve denizler henüz bozulmamıştı. Denizciliğin tüm zorluklarına rağmen, artık denizler bir çok idealist maceraperestin kaçış yeriydi. O dönemin denizcileri, karşılaşacakları tüm zorluk ve sorunları kendi bilgi birikimleri dahilinde çözmek zorunda olduğu için, adeta kendilerini geliştirmeye adadılar.
Sürekli okumak, düşünmek ve uygulamak denizlere açılan kapının anahtarıydı. Küçük ahşap tekneleri ile dünya çevresinde dolaşan denizciler, diğer denizcilere de yol göstermek maksadıyla kitaplar yayımladılar. Bu kitapların birçoğu yarı akademik görünümde, eşsiz bilgiler içermekteydi. Sadece bilgi vermekle kalmıyor, aynı zamanda okuyucuda duygu, coşku ve merak uyandırıyor, onlara denizlere açılma cesareti kazandırıyordu.
Denizlere açılan insanlar, kendi yaratmış oldukları yeni yaşamlarını, karadaki yaşantıları ile mukayese ediyor, yorumluyor, bunlarda onların dünya düzenine daha bağımsız bakmasını ve dünya onu sorgulamasını sağlıyordu. Denizlerde yaşam felsefelerini oluşturmuş, huzur içinde yaşayan insanlar, her türlü kısıtlı imkanlardan dolayı birbirleri ile dayanışmanın, dostluğun, yardımlaşmanın, kendi kendine yetebilmenin ve daha bir çok erdemli davranışın önemini anlıyor ve kendi kendine yetkin ve erdemli insan olma uğraşısı olan AMATÖR DENİZCİLİK KÜLTÜRÜNÜN ortaya çıkmasına ön ayak oluyorlardı.
Aynı zamanda doğa ile iç içe yaşayan ve karadaki insanlardan çok daha az harcayan bu insanlar, mutluluk için paranın birincil faktör olmadığını, gerçek mutluluğun sağlanmasında, doğanın en önemli etmen olduğunu hissediyor, düşüncelerini kitapları ile birlikte kitlelere aktarıyorlardı.
Amatör denizciliğin bireyin gelişimi tetikleyen bir uğraş olduğu kolayca anlaşılabilir. Çünkü sürekli temiz ve sağlıklı bir ortamda yaşayan, doğal beslenen, fiziksel aktivitede bulunan, öğrenen ve en önemlisi öğrendikleri ile düşünen, düşündükçe yaratan ve yarattıkça daha kolay üreten hale gelen insandır denizci. Aynı zamanda denizci doğa ile yaşamaktan o kadar hoşnuttur ki, şehir hayatının kısır çekişmelerinden, yapay davranışlardan sıyrılmayı bilmiş veya buna gerek görmemiştir.
Amatör denizcilik, bilimsel, akılcı ve yaratıcı düşünmeyi tetiklemekle birlikte, ilginç detaylarından biri de yüksek teknolojiye günümüzde bile pek gereksinim duymamasıdır. Teknelerle ilgili bir çok donanım halen temel aletlerle, standart tezgahlarda, bir çok amatörün kendi el becerisiyle üretiliyor. Örneğin bir tekneyi en eski malzeme olan ahşaptan imal edebilirsiniz ama ona vereceğiniz şekil ve ağırlıkların dağılımı, son derece karmaşık hesaplar ve beklentiler sonucunda ortaya çıkar. Bu nedenle bir yelkenli teknenin dizaynı belki bir uçak dizaynından çok daha zordur. Teknenin kendi kendine dümen tutabilmesi için gerekli rüzgar dümenleri, akıl ve yaratıcılığın en iyi örneklerinden biridir. Bir sanayi sitesinde bile rüzgar dümeni imal edebilirsiniz ama ilgili hesapları öğrenip, uygulamak senelerinizi alır. 
Navigasyon bilimi, özellikle astronomik navigasyon, dünya düzenin işleyişini öğreten eşsiz bir yaratıcılık ve düşünme sanatı ve yöntemidir. Pek tabi ki matematik, coğrafya ve fizik gibi bilimsel disiplinleri de kullanır. Bu tür örnekler amatör denizcinin akıl ve yaratıcılık çeşmesini açan ve sonrasında kolayca uygulama imkanı veren, bir çok uğraşta bile bulunmayan eşsiz bir fırsattır. Ne kadar yaratıcı ve konusunda uzman olursanız olun, tasarımını yapmış olduğunuz bir uçağı kolaya kolay imal edemezsiniz, çünkü kullanılan teknoloji yüksektir. Ama halen temel malzeme ve aygıtları kullanarak tasarladığınız bir tekneyi kendiniz imal edebilirsiniz. Denizcilik düşünüp, yaratıp, uygulayabilmenin bir fırsatıdır. Doğru uygulandığında kişiyi bir çok konuda uzmanlaştıran eşsiz kişisel gelişim biçimidir. İyi bir denizci, her konuda kendi kendine yetebilmenin eşsiz bir pratiğini yaşar.
TÜRKİYE DE AMATÖR DENİZCİLİK SÜRECİ
Türkiye de Amatör Denizciğin en önemli ve ilk hamlesi şüphesiz Sadun ve Oda Bora çiftinin 1965 yılında çıktıkları dünya turunu tamamlaması olmuştur. Sadun Boro yıllarca amatör denizciliğin sevdirilmesine, Ege Denizi’nin neden diğer denizlerden çok daha çekici ve korunmaya değer olduğunu anlatmaya çabalamıştır. 
Sadun Boro binlerce Türk vatandaşını denizciliğe özendirirken, Türkiye Cumhuriyeti, tarihindeki en radikal ekonomik değişim olan 1984 yılındaki serbest piyasa ekonomisi ile neredeyse her nesnenin ithal edilebildiği, bir ekonomiye geçmiştir. Her ekonomik değişikliğin, sosyo-kültürel değerleri etkileyeceği aşikardır. Kademeli olmadan ve olumsuz sosyal sonuçları gözetilmeden uygulanan yeni ekonomik uygulamalar, daha kolay zengin olmak, kısa zamanda köşeyi dönmek gibi arzu ve kavramları da ortaya koydu. Gelir dağılımı da hızla bozulmaya başladı. Toplumumuzun yardımlaşma, paylaşımı, eğitim vs gibi bir çok kültürel değerleri erozyona uğramaya başladı. Sadece büyüme hızlarına bakarak Türkiye nin geliştiği iddia edildi. Aslında eğitim düzeyi, toplumsal değerler vb. hep geriledi. Hızlı bir çevre katliamı başlatıldı, tüm doğal değerlerimiz paraya dönüştürülmeye başlandı. Binlerce yıldır dantel gibi olmuş dünyanın en güzel kıyıları betonlarla dolduruldu.
Her şey insanın tüketimi, anlık, sahte tatlar üzerine kuruldu, gelecek kuşaklar unutuldu. Bu nedenlerle öngörülü ve vizyon sahibi politikacıların, mutlaka ekonomik politikaların ne tür sosyo-kültürel değişiklikler yaratacağını öngörmeleri esas olmalıdır. Ülkeye giren bir çok seri imalat tekne ile amatör denizcilik zaman zaman, zenginleşen insanlar tarafından bir gösteriş uğraşı haline geldi. 
Denizlerle yaşamak yerine bir çok insan pahalı lüks marinalarda teknelerini tutar hale geldiler. Yarışlar, ego tatmini sağlamak ve gösteriş maksatlı istismar edilmeye, denizcilik ruhundan uzaklaşmaya başladı. Özetle denizciliğimiz bir TÜKETİM DENİZCİLİĞİNE dönüştü. Gerçek denizcilik kültürünün, bireye kazandırdıkları bir türlü fark edilemedi. Ama lafta denizciliğimizin geliştirilmesi söylemleri bolca kullanıldı.
ŞU ANDAKİ DURUM
Şu an itibarı ile amatör denizciliğimizi incelediğimizde tekne sayısının artmış olduğu, marinaların dünyadaki en lüks marinalar olduğunu görürüz. Peki bu denizciliğimizi geliştirdiğimiz anlamına mı gelir? 
Şüphesiz hayır. Kalite ve kantite farklı kavramlardır. Toplumun denizcilikten yarar görmesi için, bireysel gelişimi destekleyen biçimlerde yapılması gerekir. Bireysel gelişim salt fiziksel gelişim değildir. Bunun içinde yüksek farkındalık, yaratıcı düşünebilme gibi bir çok farklı unsur vardır. Tabi ki dileyen dilediği biçimde denizcilik yapabilir, bireyin mutlu olması esastır. Ona karışmak veya eleştirmek gibi bir niyet söz konusu asla olamaz. Önemli olan bireyin mutluluğu, dolayısıyla toplumun mutluluğudur. Ancak devletlerin, kurumlarım amacı toplumlarına yol göstermek ve onları daha doğru yönlendirebilmek ve ona göre politikalar üretmek olmalıdır. Ancak bu şekilde daha huzurlu ve mutlu bir toplum oluşturulabilir. 
Türkiye Cumhuriyeti Devletinde ve maalesef halkında doğru tanıtılamadığı için, Amatör Denizcilik hep bir sınıf sporu, zengin uğraşısı olarak algılandı. Denizciliğin teşvik edilmesi için doğru dürüst çalışılmadığı gibi aynı zamanda harçlar ve vergilerle küçük tekne sahipleri denizcilikten soğutuldu. 
Yıllardır sorun olan bağlama ve barınma meselesine hep rant gözüyle bakıldı. Marinaların inşa ediliş ve devletle olan vergilendirilme ilişkileri, niyeti bireysel gelişimi sağlamak, doğa içinde yaşamak olan küçük tekne sahiplerini hepten bezdirdi. Fiyatın arz talep ile belirlendiği ortamda artan nüfus ve satın alma kolaylıkları nedeniyle tekne sayılarının artması nedeniyle zaten aşırı lüks felsefeyle ve maliyetle inşa edilen marinalara devlet esaslı vergileri getirince, bir küçük teknenin bağlama ücreti bile lüks bir evin kira bedellerini katlar oldu. Bu durumdan asla marina işletmeci ve sahiplerini sorumlu tutmamak gerekir. Onlar işletmecilik prensipleri çerçevesinde, ellerinden geldiğince amatör denizciliği desteklemeye çalıştılar. Unutulmamalıdır ki işletmelerin temel amacı kar maksimizasyonudur. İşletme bir canlı gibidir, yaşatılması esastır. Karlılığın ötesine geçecek, her davranış ciddi bir yönetim hatasıdır. 
Marinalar artan masraflar nedeniyle, büyük tekneleri, küçük teknelere yeğler olmuşlardır. Çünkü aynı yerden çok daha fazla gelir elde edilebilmektedir. Motor yatlar her zaman daha iyi gelir kapısıdır. Çünkü Türkiye’de motor yat sahiplerinin gelir hacmi, yelkenli sahiplerinin gelirlerinden fazladır. Marinalarda hizmet veren servisler, doğal olarak motor yatları, yelkenlilere tercih etmektedirler. Bu durum yelkenli küçük teknelerin marinalarda barınmasını bir hayli zorlaştırmaktadır. Hatta bazı durumlarda bir küçük teknenin 5 yıllık bağlama bedeli neredeyse teknenin bedeline ulaşmaktadır. 
Diğer taraftan, nüfusumuz hızla artmaktadır. Denize olan ilgi de bu artıştan payını almaktadır. Bu nedenle artan tekne sayısını karşılayacak bağlama imkanları yetersiz olduğundan arz ve talep dengesizliği nedeniyle marina fiyatları hızla artmaktadır. Türkiye nin bu durumunu seneler önce ortaya koyduğumda, bir çok marina işletmecisi bana inanmamıştı. Şu anda, bir küçük tekne sahibi için durum daha vahimdir. Yeni marinalar yapılsa bile fiyatların dramatik biçimde artmasının önüne geçilemeyecektir. Yanlış politikaların veya politikasızlıkların sonucu olan bu durumun değişmesi için mutlaka radikal çözümler oluşturulmalıdır.
Etkili ve bilinçli bir denizcilik politikamızın bulunmaması, amatör denizciliğimizi, toplumsal zafiyetlerimiz nedeniyle, kolaycı bir denizciliğe dönüştürdü. Çamlarla çevrili bir bölgede bulunan bir marinaya gidin, önyargısız çevrenize bakın. Teknelerin büyük çoğunluğunun, denizde doğal koylarda bulunmak yerine, marinada elektrik almış, güvertesinde oturan, zaman zaman havuzuna giden, saunasında terleyen, masaj salonunda, barında ve restoranında zaman geçiren insanlarla dolu olduğunu göreceksiniz. Bir kaç saatliğine çıktığı denizden dönerken bile mutlaka ve mutlaka bot desteğini marina hizmetlerinin olmazsa olmazı olarak görecektir. Teknelerini karaya çekmiş insanların çoğunun zehirli boyayı bile kendilerinin atmadıklarını, teknelerini geliştirme yolunda pek faaliyetleri bulunmadıklarını fark edeceksiniz. 
MİNİMALİST DENİZCİLİK
Marinaların imkanlarına ve konforuna bağlı olarak gelişen bu denizcilik maalesef bir TÜKETİM denizciliğidir. Bu tür bir denizciliğin bireysel gelişime pek katkısı yoktur. Bireysel gelişime katkısı bulunan denizcilik, MİNİMALİST denizciliktir. Minimalist denizcilikte, bireyler evlerindeki konforu teknelerine taşımaya çalışmazlar. Kendi el becerileri ve bilgi birikimlerini arttırarak teknelerini geliştirirler. Önemli olan teknelerinin güvenliğidir. Minimalist denizcilik, ilkel şartlarda yaşama denizciliği değildir. Bir tevazu ve yetinme denizciliğidir. Burada esas olan sadece deniz sevgisidir. Tüm bunlara rağmen, denizciliği sınıflandırmayı asla doğru bulmam, bunun ayrıştırıcı olduğunu düşünürüm. Dileyen denizde veya marinada istediği gibi yaşamalıdır. Zaten deniz, çaba harcamayan bireylere bile bir şeyler öğretir. Minimalist denizcilik, küçük bir tekne üzerinde, edindikleri bilgiler sonucunda, kendi teknolojilerini yaratan, teknesinin sorunlarına kolaylıkla çözüm bulan, el becerilerinin, bedensel ve düşünsel yeteneklerinin gelişimine ön ayak olan denizciliktir. Minimalist denizcilik şüphesiz özgün bireylerin oluşumuna ön ayak olur. Senelerdir eğitim sistemimizde, bizlere verilmeye çalışılan, bilginin depolanmasıydı. Artık toplumumuz, düşünmeye ve bilgiyi üretmeye alıştırılmalıdır. Bu toplumsal bir alışkanlık haline getirildiğinde, şüphem yoktur ki, üretkenliğimiz kat be kat artacaktır.
DEVLET POLİTİKASI VE BÜROKRASİSİ
Devlet, en güçlü ve imkanları en geniş kurumdur. Bu nedenle, amatör denizciliğin bireyleri, özellikle gençleri kötü alışkanlıklardan kurtaran, bireysel gelişimlerini sağlayan bir uğraş olduğunun devlet kurumları tarafından fark edilmesi ve bununla ilgili düzenlenmelerin sağlanması gerekir. 
Diğer taraftan denizcilik teşvik edilirken, ilgili altyapı tesisleri yapılırken, çevre hassasiyeti mutlaka dikkate alınmalıdır. Şu anda, bir çok konuda özellikle doğanın korunması alanında pratikte caydırıcılık mekanizması yeterince çalışmamaktadır. Bu konuda devletin ciddi bir eğitim politikası olmalıdır. Eğitim esas alınmalıdır. Hem sosyal hem de fiili kirlilik oluşturan tüm davranışların yerinde ve kararında yaptırımlarla caydırıcı hale getirilmesi gerekir. 
Şüphesiz devletin tutumu ve niyeti amatör denizciliğimizin çehresini değiştirecek en belirleyici unsurdur, adeta değişimin olmazsa olmazlarındandır.
Devlet Bürokrasisi senelerdir, Türk amatör denizciliğinin gelişimi engelleyen ağır bir bariyer gibi durmaktadır. Vergilendirme küçük tekne denizciliğini teşvik edecek biçimde yeniden düzenlenmeli, kendi teknelerini yapan denizcilerin önünün açılmasına ön ayak olunmalıdır. Tekne yapmak, bir birey için okuldan farksızdır. Onu bir çok konuda bilgilendirir, el becerilerini arttırır, daha kolay çözümler üretmesine olanak sağlar.
AMATÖR DENİZCİLİK EĞİTİMİ
Bireyler amatör denizci belgeleriyle birlikte gerekli temelleri alırlar ve hukuki bir belge ile denizlere açılmaya başlarlar. Dikkatlice düşünüldüğünde bir bireyi pedagojik olarak etkilemenin, bir işin yapılışının öğretilmesinden çok daha zor olduğunu fark ederiz. Kolaylıkla bir çok insan yelken yapabilmeyi, teknesine kumanda edebilmeyi öğrenebilir. Ancak onu doğayı koruyacak, yardımlaşma, nezaket ve tevazu içeren denizcilik kültürünü bünyesinde taşıyabilecek biçimde etkileyebilmek sanırım çok daha zordur. Özellikle yaş ilerledikçe bu kültürel olguyu aktarabilmek daha da zorlaşır. Bence denizciliğimizde ve eğitiminde asıl üzerinde durulması gereken işin pedagojik bölümüdür. Denizlere çıkacak insanlara, onu koruma bilinci verilmesi eğitimin özünü oluşturmalıdır. Denizler korundukça daha çekici olacaktır.
BAĞLAMA MESELESİ
Teknelerin bağlanma ve barınma ihtiyacı salt bir gelir kapısı olarak düşünüldüğünde amatör denizciliğimiz yeterince gelişmeyecektir. Türkiye’de marinalar bir AVM görünümündedirler. Tek başlarına, sınırlı kapasiteleri ve yüksek bağlama ücretleri nedeniyle asla bağlama sorununu tek başına çözemeyeceklerdir. Bununla birlikte, Ege gibi, tarihi, doğası, koyları ve berrak suları ile son derece dikkatli korunması gereken bir denizde marina inşa ederken özenli olunmalıdır. Marinanın konumu dikkate alınması gereken en önemli faktördür. Doğal demir yerleri, doğal bölgelerde marina inşa edilmemelidir.
EGE’YE ÖZGÜN BİR MODEL 
Bizlere Ege’de denizciliği sevdiren, bu kıyıların doğal halidir. Bağlama meselesi, sağduyulu yer tespiti ile başlamalı, mümkün olduğunca, açık alanlarda uzun dönemli ve düşük maliyetli olarak çözülmeye çalışılmalıdır. Korunaklı, doğal değeri nispeten düşük alanlarda, kazıklar çakılarak veya şamandıralar atılarak, binlerce teknenin bu alanlarda barınması sağlanabilir. Bu sistemde, kıyıya yapılan altından su geçen bir iskelede bulunan hizmet teknesi, telsiz çağrısıyla kişileri teknelerinden cüzi bir ücret karşılığında iskeleye taşıyabilir. Dileyen iskeleye botuyla da çıkabilir. Haftada bir, bu motorlarla alargada barınan teknelere mazot ve su servisi yapılabilir. Gereken teknelere bu sistem içinde, belirli süreliğe bir tamir rıhtımı sunulabilir. Gerekirse yüzen bir salı andıran çalışma platformları ile teknelere aborda olunup, üzerinde küçük jeneratörlerle temel onarım imkanlarının çözümüne de yardımcı olunabilir. Bağlama alanını kamera ile gözlemleyen güvenlik görevlisi bulunabilir. 
Bu şekilde işletilen bir marinada arz ve talep dengesiyle oluşacak fiyat, bir amatörün imkanları dahilinde olur. Aynı zamanda hiç beton dökülmeden, bölgesel ve ekolojik çözümler üretir. Artan nüfus ve denizciliğe ilgi nedeniyle misliyle artacak bağlama sorununa en temel, en yararlı çözümün bu olduğu düşünüyorum. Marinalar, Türkiye koşullarında tek başına kesinlikle bağlama sorununu çözemezler, sadece yardımcı olurlar.
ÇEVRE BİLİNCİ EĞİTİMİ
Türkiye nin denizleri ve coğrafyası şüphesiz dünyada çok özel bir yere sahiptir. Bu kadar girintili, çıkıntılı çekici koylar, adeta kristali andıran son derece berrak deniz, uygun iklim hepimizi bu sulara ve kıyılara bağlayan etmenlerdir. Bu kıyıların, rant amaçlı veya kısa dönemli çözümler üretilebilmesi maksadıyla doldurulması, kıyılarımızın sonunu getirmektir. Doğallığı koruyabilmek en iyi ve üretim ve çözüm biçimi olmalıdır. İnsanlığın kendi kendine yarattığı sahte ihtiyaçları, vizyonsuz çözümlerle (!) karşılaması doğru değildir. Özellikle Ege denizi için. 
Aksi taktirde binlerce yıldır doğal kalmış, son 30 yılda yapılan uygulamalarla, çekiciliğini yitirmeye başlayan kıyılarımızın kesinlikle sonu gelecek, amatör denizciliğimizi teşvik eden, denizcilerimize coşku veren bu eşsiz kıyı ve sular özelliğini kaybedecektir. Bu nedenle denize çıkacak her bireye ülkesinin doğal değerlerinin önemi hakkında bilgi verilmesi ve farkındalığının arttırılmaya çalışılması şüphesiz, koruma bilinci oluşturacaktır.
Sevgi ve Saygılarımla
Özkan Gülkaynak
devamını oku →

Greenpeace bayrak gemisi harika bir yelkenli Gökkuşağı Savaşçısı-Rainbow Warrior III

Rainbow Warrior (Gökkuşağı Savaşçısı) adı nereden geliyor..

Geminin adı, Cree kabilesine ait bir efsaneye dayanıyor. Efsaneye göre; gün gelecek, yerküre hastalanacak. İşte o zaman, dünyanın dört bir yanından farklı kültürlerden, lafa değil işe bakan insanlar toplanıp bir kabile oluşturacak. Bu kabile yerküreyi iyileştirmek için çalışacaklar. Onlara "Gökkuşağı Savaşçıları" adı verilecek. 



Greenpeace Rainbow Warrior 1985 yılından beri, üç kuşaktır daha güzel bir dünya ve yaşanabilir bir gelecek için mücadele ediyor. 

İlk gemi paslı bir balıkçı trol teknesi idi ve el ile taşlandı, üzerine bir güvercin ve gökkuşağı resmi boyandı.

Balinaları kurtararak, radyoaktif atıkların dökülmesine karşı çıkarak ve Pasifik'ten Kuzey kutup bölgesi'ne kadar nükleer silahların testleri yapılan yasak bölgenin doğrudan içine seyahat ederek tarih yazdı.

Onun tarihte ki seyahati, Paris'teki ürkek politikacıların Fransız ajanlarına gemiyi Yeni Zelanda'da batırmalarını emrettikleri zaman son buldu. Ve 1985 yılında gemiyi bombaladılar.



Bu acı olay sonrası, Greenpeace azimle yeni gemiyi inşaa etti. Bu gemi, 22 yıl çevreyi korumak adına tüm dünya denizlerini dolaştı. Görevini yenisine bırakma zamanı geldiğinde, "Rainbow Warrior II" Bangladeş’te bir insani yardım kuruluşuna bağışlandı,gemiyi alan Friendship adlı Bangladeşli yardım örgütü, geminin adını yine "Gökkuşağı" anlamına gelen "Rongdhonu" olarak değiştirdi ve bu kuruluş gemiyi yüzer hastane olarak kullanmaya başladı.



Rainbow Warrior III, en az 50 yıl süresince kullanılmak için inşaa edilmiş özel yapım bir yelkenli tekne. 57 mt boy 11 mt.genişliği olan bu geminin iki  A-yapılı direğini gördüğünüz zaman bunu hemen anlıyorsunuz.




Her detayı sürdürülebilirlik akılda tutularak tasarlanan bu gemi, biyositlerden %100 arındırılmış gövdesindeki sert kaplamadan, kabinlerinin FSC ahşabına; güvertesindeki geri dönüşüm sistemlerinden, biyolojik atık su arıtmasına kadar ustalıkla inşaa edildi. Gemi, esas olarak rüzgar gücüyle yelkenleri ile ve hava uygun olmadığında etkin dizel-elektrik gücüne dönüştürme opsiyonu ile yol alıyor. Devrim niteliğindeki direk tasarımı onun daha fazla yelken taşımasına olanak sağlıyor ve radyo antenleri, internet ve uydu iletişimini temin eden çanak antenler için montaj alanı olarak kullanılıyor. Bu sistem, uzak yerlerden video yayını yapabilmeyi ve okyanustan internet bağlantısı sağlıyor. Gemi de; çeşitli çok amaçlı salonlar, helikopter iniş alanı ve 2 hızlı eylem botu ile 30 kişilik barınma alanı bulunuyor..




devamını oku →

Yelken Federasyonu'nun yeni başkanı, Mehmet Serhat Belli oldu.

Ankara Aktif Metropolitan Otel'de 11 ocak 2013'de yapılan federasyon olağanüstü genel kurulunda Ahmet Gençtürk, Özlem Akdurak ve Mehmet Serhat Belli, başkanlık için mücadele etti.

Federasyon delegelerinin imza toplayarak yaptırdığı seçimli genel kurulda, 166 delegenin 158'i oy kullandı. Geçerli oyların 68'ini alan Mehmet Serhat Belli, Yelken Federasyonu Başkanlığına seçildi.
Adaylardan Özlem Akdurak 53 oy alırken, eski başkan Ahmet Gençtürk ise 37 oyda kaldı.
Başkanlığa seçilen Mehmet Serhat Belli'nin yönetim kurulu listesinde Ahmet Yentür, Atilla Turunç, Deniz Karamanoğlu, Güven Turan, Mehmet Akif Gültekin, Meriç Özkaya, Nuh Naci Kuriş, Ömer Karacalar, Murat Serdar Kısadere, Mustafa Seyhan Evlioğlu, Şehnaz Doğruyol ve Kadir Turgut Kutlu yer aldı.

Kaynak: eurosport
devamını oku →

TCG / TCB

Cumhuriyet Donanması 29 Ekim 1923 günü kuruldu. O tarihten itibaren Türk savaş gemileri “TCG” yani Türkiye Cumhuriyeti Gemisi unvanına kavuştu.

Aynı zamanda Donanma ve onu destekleyen tüm kara birimlerine TCB, yani Türkiye Cumhuriyeti Bahriyesi unvanı verildi. 

Ondan önce Osmanlı savaş gemileri Padişaha ait anlamına gelen Hümayun lakabı ile anılırdı. Örneğin Kosova Kalyonu Hümayunu gibi. Bugün emperyalizmin, yerli işbirlikçiler ile ulus devletin yani TC’nin denizlerdeki hayati çıkarlarını koruyan 40 Amirali ve 400 seçkin denizcisini yok etmeye çalıştığı şanlı Cumhuriyet Donanmasının 300 savaş gemisinin isminin önünde TCG, 36 helikopter ve 10 uçağının borda numarası önünde TCB ve 40 bin deniz erinin şapkasının alın üstüne gelen şeridinde kocaman TCB rumuzu vardır. Diğer bir deyişle TCB, Türk denizcisinin alın yazısıdır.

Ulus devletler Donanma kurabilir


TCG ve TCB, bahriyenin tüm unsurlarının bir bakıma soyadıdır. Cumhuriyet, ümmetten ulusa ve kuldan vatandaşa geçişi gerçekleştirirken, Cumhuriyetin donanmasını oluşturan savaş gemisine de TCG soyadını vermiştir. Aslında bu evrensel uygulama dünyadaki tüm ulus devlet donanmalarında uygulanır. Zira ulusal çıkarlar için oluşturulan donanmaları ancak ulus devletler yaratır ve işletebilir.Her savaş gemisi, isminden önce aidiyetini taşıdığı ulus devletin bahriye rumuzunu yani soyadını taşır. Örneğin küresel çapta, Türkiye dahil, kendi çıkarları ile uyuşmayan ulus devletleri yok etmeyi kendine vazife bilen ABD’nin savaş gemilerinin başında da, USS-United States Ship, yani Birleşik Devletler Gemisi, rumuzu vardır.

Savaş gemisine kimliğini ulus devlet verir


Bir savaş gemisinin ait olduğu ulus devletin soyadını taşıması, ona bayrağını dalgalandırdığı sürece büyük ayrıcalıklar verir. Zira savaş gemisi vatan toprağı ve aynı zamanda devletin ta kendisidir. Teknesi vatanı temsil ederken, bayrağı ve personeli de devleti temsil eder. Bu nedenle bir dünya geleneği olarak savaş gemileri milliyetine bakılmaksızın ticaret gemileri ve diğer sivil gemiler tarafından bayrak mezestre edilerek (bayrağı yarıya indirip tekrar yukarı çekerek)selamlanırlar. Savaş gemisi de bu selama aynı şekilde karşılık verir. Savaş gemisi kendi karasularının dışına çıktığı andan itibaren uluslararası hukuka tabi olur. Yani egemen bir devlet gibi hareket eder. Yabancı ülke kara ve iç suları ile limanlarında hukuk süjesi olarak diplomatik dokunulmazlıklara sahiptir. O savaş gemisine polis, jandarma giremez. Bu nedenle bir Türk savaş gemisinin komutanı devleti temsil ettiğinin bilinci ve onuru ile hareket eder. O gemi TCG soyadını ve Türk bayrağını taşıdığı sürece bir gemi komutanı ve personeli ister savaş ister kriz ister barış dönemi olsun asla teslim olmaz. Başına çuval geçirtmez. 

Bu nedenle her gemi komutanı savaş gemisini millet adına teslim alırken aşağıdaki yemini eder.
“Şahsım ve personelim adına, Türk Sancağını denizlerde şerefle dalgalandıracağıma, görevimi ifada hiçbir fedakârlıktan kaçınmayacağıma, gemimi ve personelimi her an harbe hazır tutmak için azami çabayı göstereceğime, Yurdumun şeref ve namusunun korunmasında görevim bulunduğunu, komuta sorumluluğumu, ulusal ve uluslararası hukuk ile bahriye geleneklerini asla unutmayacağıma, TCG Yavuz (örnek olarak verilmiştir), seni başarı ve zafere götürmek için her türlü gayreti göstereceğime Türk milleti huzurunda namusum ve şerefim üzerine ant içiyor, bayrağımı öperek seni teslim alıyorum.”


Benzer şekilde bir Tük savaş gemisi törenle denize indirilirken onu denize indiren bayan şu sözleri sarf eder:
“Türkiye Cumhuriyeti Gemisi Yavuz, seni denize indiriyorum. Vatanıma, milletime hayırlı ve uğurlu olmanı, şanlı Türk Sancağını dünya denizlerinde şerefle ve başarıyla dalgalandırmanı diliyorum. Denizlerin sakin, pruvan nete, rüzgârın kolayına, bahtın açık olsun.”

Vatan, Millet, Türk Sancağı, Şeref ve Namus


Öne çıkan terimler, vatan, millet, Türk Sancağı, şeref ve namustur. Evet, savaş gemisi Türkiye Cumhuriyeti Devletinin hem namusu hem de bir “micro cosmos”udur. Gemi Komutanı alt kimliği ile Çerkez, İkinci Komutanı Laz, Çarkçıbaşı Kürt olabilir. Ama o savaş gemisi Türk savaş gemisidir. Yani ulus devlet aşamasını ve bir donanma kurabilecek ulusal birlikteliği başarabilmiş, milliyetler topluluğundan ulusa terfi edebilmiş bir devletin savaş gemisidir. Bu nedenle bir ulus devletin temel yapısını bozmak için en önce donanmaları yıkılır veya yakılır. Ulus devlet emperyal çıkarlar uğruna ortadan kaldırılınca, geride kalanlar küresel egemenlerin jeopolitik tertiplerinde paralı asker ya da paralı donanma olurlar. Bakın Yugoslavya’ya. İç savaş çıktığında en önce parçalanan Donanması oldu. Bakın Irak’a. Son körfez savaşında işgal orduları ve donanmasına karşı tek bir mermi atmadan teslim oldular. Çünkü general ve amirallerinin çoğu ABD tarafından yüksek paralarla satın alınmıştı.

Türk Ordusu ve donanmasının teorisi Mustafa Kemal’dir


Emperyalizm dünyanın her yerinde kendi çıkarlarına hizmet etmeyen ulus devlet yapısını yerli işbirlikçilerle bozarken öncelikle önlerinde en büyük engel olarak gördükleri silahlı kuvvetleri çeşitli yöntemlerle etkisiz hale getirirler. Türkiye’de amiral ve generallerin parayla satın alınamayacağını bilerek bu işi,yerli hainler, isimli davalar, sahte CD ve yalancı tanıklar ile çözmeye çalışıyorlar. Ancak artık halkımız uyandı. Geri dönüşü olmayan süreç tersine işliyor. Emperyallerin ve yeri işbirlikçilerinin görmezden geldikleri bir şey var. Türk ordusu ve donanmasının teorisi Mustafa Kemal’dir. Nasıl ki o, en zor anlardan, “tamam bitti artık” denen dönüm noktalarından Türk ulusu ile birlikte aydınlığa çıkabilmiştir, bugün de aynı kader geçerlidir. Türk askeri ve denizcisinin kalbinde Atatürk, savaş gemisinin ve bahriyenin TCG ve TCB’sinde TC perçinlidir. Türk ulusu ve Türk gençliğinin kalbinde de Türk askeri ve denizcisi perçinlidir.

Sömürgeler denizde bayrak dolaştıramaz


Bir adım daha gidelim. 1969 yılından itibaren Türkiye Cumhuriyetinden dünyayı yelkenle dolaşan ilki Sadun Boro olmak üzere 12 amatör denizci çıkmıştır. Bunlardan birisi de Ekrem İnözü’dür. 2007 yılında tamamladığı dünya seyahatini anlattığı “Dünya Varmış” isimli kitabının giriş kısmında şunu söylüyor:

“Yelkenli ile dünya turu yapanlar arasında, sömürge olmuş bir milletin denizcisine rastlamadım. Denizlerde bayrak dolaştıranlar, genelde hür yaşamış ülkelerin yelkencileriydi. Bana Türk bayrağını dünya denizlerinde dalgalandırma fırsatı veren Atamıza bir kez daha teşekkürler. Nur içinde yatsın.”

Başka söze gerek var mı?


Not: değerli komutanım Tümamiral Cem Gürdeniz yazısıdır.İnşallah kısa zaman sonra özgürlüğüne kavuşur..Vural PERK 
devamını oku →

Laser 4.7 Gençler Dünya ve Avrupa Şampiyonu Anıl ÇETİN


Laser 4.7 Gençler Dünya ve Avrupa Şampiyonası Temmuz 2013'de Macaristan'da yapıldı. 
Macaristan'ın Balaton Gölü'nde düzenlenen şampiyonaya 245 sporcu katıldı. Şampiyonada Bodrum Belediye Yelken Kulübünden Anıl Çetin, 18 yaş altında dünya ve Avrupa sıralamasında birinciliği elde etti.



Aynı kategoride yarışan Türk sporculardan Selim Hekimoğlu 4., Can Obuter 7., Mehmet Duran Dinç 12., Uğur Esen de 18. oldu.



Çifte şampiyonluk yaşayan Anıl Çetin, yaptığı açıklamada, yakaladığı şampiyonlukların haklı gururunu yaşadığını belirterek, "Ülkemi en iyi şekilde temsil ederek şampiyon olduğum için çok mutluyum. Başarımda emeği geçenlere ve bana büyük destek olan takım arkadaşlarıma teşekkür ederim" dedi.







devamını oku →

Büyük Yarış Başlıyor..Start 12 Temmuz Cuma 16.00 Çengelköy..

İki boğaz ve iki denizde gerçekleşecek yılın en uzun rotalı mücadelesi olan Deniz Kuvvetleri Kupası’nda start 12 Temmuz Cuma günü saat16.00’da Çengelköy’den verilecek. 

TAYK tarafından bu yıl 42’ncisi düzenlenen yarışa 58 tekne kayıt vermiş durumda. Deniz Harp Okulu geçen yıl olduğu gibi Bordo 60 sınıfı iki teknesiylekatlıyor.
“Büyük Yarış” için son hazırlıklar gözden geçiriliyor. Bugün Ataköy ve Kalamış marinalarında yatlarda güvenlik ekipmanlarının kontrolleri yapılacak. 
Yarışın en kalabalık grubu, 24 tekne ile IRC1 sınıfı. IRC2’de 13, IRC3’te 12, IRC4’te 4 ve Desteksınıfında da 5 olmak üzere toplam kayıt veren tekne sayısı 58’e ulaştı. Bu sayı geçen yıl 56 idi.

Ancak bu yıl bazı “tanıdıkları” göremeyeceğiz. 

Levent Özonur, FarrAway’ını getirmedi. Aydın Yurdum da Goblin 3’ü yarışa sokmadı. Melges 32 Uka Uka’sında “güvenlik” konusunda organizasyonla bazı sıkıntılar yaşayan Targan Hazarhun,Büyük Yarış’a girmeyeceğini BAYK Kış Trofesi’nin kapanışında ilan etmişti. Sponsorları ile yapılan anlaşmalarında yer almadığı için Avea-İstanbul Yelken de mücadeleye katılmayanlar arasında. 
Buna karşılık Ahmet Eker, biri A35, diğeri SunFast 3200 modeli iki teknesiyle yarışa girecek.Ciciko’sunu Ahmet Eker’e sattıktan sonra geçen yılı “boş” geçiren Nikola Çerkezo, yeni teknesiDehler 41 Ciciko 2’si ile start hattında yer alacak.


“İRİ”LER ARASINDA BİR YABANCI VAR

“İri Abi”ler grubunda 1.392’lik reytingi ile Bülent Atabay’ın Orient Express VI’sı bu yıl da ilk sırada. En yakın rakibi Gürhan Tüker’in 1.371 reytingli Korza’sı onu izliyor. DHO’nun Bordo 60 Tayfa II’si1.333, diğer Bordo 60 Rota’sı 1.332’lik reytinge sahip. “İri”ler arasında bir de “yabancımız” var. O daKarl Enzler’in 1.267’lik reytingi ile Baltic 56 Lurigna’sı…

ASIL ÇEKİŞME FARR 40’LAR ARASINDA YAŞANACAK

6 adet Farr 40 ise IRC1’in “hızlıları” arasında IRC1’de mücadele edecek. 
FarrFara (FarrFara Ekibi/Erhan Uzun), Boreas İzmir Yelken Akademisi (Kaan Özgönenç), Flying Box-Lemon Arkas (Pamir Sezener) güneyden geldi. İstanbul’dan katılanlar ise Borusan Racing-Çılgın Sigma (Bülent Demicioğlu/Bora Gümüşdal), Alvmedica 2 (Cem Bozkurt/Sinan Sümer) ile 7 Bela (7 Bela Ortaklar/Ahmet Gürsel Öztürk). 

EN KÜÇÜK,EN YAŞLI…

Filonun en küçüğü ise IRC4’teki Akfen-Lady Antioche. Özcan Özverim’in Dufour 30’unun reytingi0.868. “En kıdemli” tekne ise kuşkusuz Deniz Durmay/Engin Deniz’in IRC2’de yarışacak olanBluewind’i… 

BRİFİNG NOTLARI

İstanbul-Bozcaada-Çeşme rotasında “Deniz Kuvvetleri Kupası”, Çeşme koyiçi yarışları veÇeşme-Didim rotalı Çakabey 923 ile “Doğu Ege Yelken Haftası” olarak anılan Büyük Yarışhakkında ekiplere Fenerbahçe D/G İstasyon Komutanlığı’nda bir brifing verildi.

TAYK Genel Müdürü Cahit Üren’in verdiği brifingdeki bazı önemli noktalar şöyle:
Gelibolu’ya 20 deniz mili mesafeye giren yatlar, seyir güvenliği açısından VHF Kanal 11’i kullanarak Sektör Gelibolu’ya çağrı yapacak, kendisini tanıtacak ve plotlanmasınıisteyecek.
Gelibolu’ya yaklaşırken VHF Kanal 11, Çanakkale Boğazı’nda VHF Kanal 12 ve Kumkalebölgesinde (Çanakkale Boğazı çıkışı) VHF Kanal 13’deki telsiz görüşmeleri takip edilecek veuyarlar dikkate alınacak.
Çanakkale Boğazı’nda trafik hattının sancağında kalmaya dikkat edilecek.
Nedeni ne olursa olsun yarıştan çekilen bir tekne “terk” kararını mutlaka Yarış Komitesi’netelsiz veya cep telefonu aracılığı ile gerek olursa ara istasyon kullanarak bildirecek.
Yarışlardan sonra deklarasyon formu doldurularak Yarış Komitesi’ne teslim edilecek.(Çeşme koyiçi yarışlarında bu işleme gerek yok).
Protesto veren bir tekne, kırmızı (Burak) flamasını finiş yapana ve protestosunu komiteye bildirdiği ana kadar tokada tutacak. 


DENİZ KUVVETLERİ KUPASI VE DOĞU EGE YELKEN HAFTASI PROGRAMI

Deniz Kuvvetleri Kupası: Çengelköy-Bozcaada-Çeşme (265 DM)

12 Temmuz Cuma16.00: Dz. K.K. 1. Etap Start (Çengelköy)

13 Temmuz Cumartesi-Bozcaada’ya varış /19.00: Dz. K.K. 1. Etap Ödül Töreni
(Konaklama: Bozcaada Limanı)

14 Temmuz Pazar 09.00: Dz. K. K. 2. Etap Start (Bozcaada)

15 Temmuz Pazartesi-Çeşme’ye varış (yarış yok)


Doğu Ege Yelken Haftası / Çeşme ve Çeşme-Didim

16 Temmuz Salı 05.00: 2. Etap Zaman Sınırı (Tüm sınıflar)
- Çeşme Koyiçi 1. Gün ICYC Yarışları (2 yarış)
- Dz.K.K. ve DEYH 1. Gün Ödül Töreni (Çeşme Marina Hayal Kahvesi)

17 Temmuz Çarşamba - Çeşme Koyiçi 2. Gün Yarışları (2 yarış)

18 Temmuz Perşembe 11.00: Çakabey 932 Yarışı Start (Çeşme-Didim)

19 Temmuz Cuma- Didim Varış
- DEYH Ödül Töreni (D-Marin Didim)

Kaynak: TurkSail


devamını oku →

Neyi Kutlayacağız! Denizlerimiz de Limanlarımız da Bizim Değil Artık!

Banu AVAR yazmış...

"Osmanlı döneminde denizlerimizde şehir hatları vapurlarından tutun da tüm yük ve yolcu taşıma hakları yabancılara aitti…

Osmanlı devleti, yabancı devletlere KAPİTÜLASYON hakkı vererek tüm taşıma haklarını yabancı bandıralı gemilere devretmişti..

Türklere deniz ticareti de, yolcu taşımacılığı da, kendi karasularını kullanmak da yasaktı!

Cumhuriyetin ilk yıllarında ardarda gelen isyanlar, ayaklanmalar iç ve dış hainlerin türlü saldırılarıyla boğuştu yeni Cumhuriyet..

20 Nisan 1926’da Lozan Anlaşması çerçevesinde denizlerimizde işletme hakkı Türk milletine kazandırıldı. 1 Temmuz'da bu hak kanunlaştı.


Bu hak ile tüm denizlerimizde, limanlarımızda tüm deniz araçları ve bunların işletme hakları Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının oldu ve Türkiye’nin denizleri Türklerin kullanımına açıldı.


BUGÜN MÜ?


Denizlerde Osmanlı Kapitülasyon şartlarına geri dönülmüştür!

Yük ve yolcu taşıması yabancı bandıralı gemilerle yapılmaktadır.. Yabancı bayraklı gemilerle taşımacılık özendirilmiş, Türk bayrağıyla işletmecilik zulüm haline getirilmiştir..

Şehir hatları işletmesi satılmak üzeredir…

Hemen hemen tüm limanlarımız yabancıların eline geçmiştir.

Amatör denizcilerin teknelerinin arkasında sadece Amerikan bayrağı sallanır hale gelmiştir..

Güney sahillerinde İngiliz, Alman, Fransız şirketlerinin hükmü sürmektedir..

1 Temmuz! 86 yıl sonra deniz işletmeciliğimiz yine Batının elinde! Kabotaj bayramınız kutlu olsun!

devamını oku →

RODOS CUP 2013......Bodrum-Kos-Tilos-Symi-Rodos-Marmaris.

Rodos Açık Deniz Yat Kulübü'nün 20-28 Temmuz'da bu yıl 17.'sini düzenlediği "Rodos Cup 2013" ;Kos adasından başlayıp 5 gün süren yarışın ardından Rodos adasında son buluyor.

Güney Ege Yelken Klübü sizi çağırıyor....


Her gün yaklaşık 5 saatlik yarışların yapıldığı ve gün boyu süren yüksek adrenalin sonrasında varılan adaya yanaşılarak oradaki yaşamın keyfinin çıkarıldığı unutulmaz bir yarışa katılmaya hazır mısınız? Üstelik bir Yelken deneyiminizin de olması gerekmiyor!

Normalde yelken deneyimi, yarış takımı ve yarışmaya uygun belgelere sahip bir tekneniz olmadan profesyonel bir yarış olan "Rodos Cup 2013"e katılamazken Güney Ege Yelken Kulübü yelken severlere sunduğu program ile size yelkenin heyecan dolu dünyası ile tanışma fırsatı sunuyor. 
Hiç bir başvuru prosedürleri ile uğraşmayacağınız bu "yelken ve yarış eğitiminde" Güney Ege Yelken Kulübü'nün organizasyonu ile Bodrumdan başlayıp 1 hafta boyunca 2 farklı ülkede 6 farklı lokasyonda bulunucaksınız. 1 haftanın sonunda 150mil açık deniz deneyiminiz olacağı gibi aynı zamanda da, Federasyona kayıtlı Güney Ege Yelken Kulübü'nden onaylı "Orta Seviye ve Yarış Yelkenciliği Eğitim Sertifikası" nızı alarak sizi de aramızdan bir Yelkenci olarak uğurluyor olacağız. Kendi teknenizi kiralayıp denizlere açılmak için artık tek ihtiyacınız ADB veya size sunacağımız avantajlı fiyatlar ile "*Flotilla Skipper" belgenizi almak."Flotilla Skipper" (bu belge ile yurtdışında dahil istediğiniz yerde tekne kiralayabilirsiniz) 


İster takımını al gel ister tek gel!


6 kişilik ekipler halinde grup olarak da gelerek takım oluşturabileceğiniz gibi, tek gelenleri ise Güney Ege Yelken Kulübü bir araya getirerek sizin için takımlar ouşturabilir. 

20 Temmuz'da başlayıp 28 Temmuz'da son bulacak olan Rodos Cup 2013 için son başvuru tarihi 5 Temmuz, sakın kaçırmayın!


Program:


Türkiye'de Bodrum'dan başlayacak olan maceramız; Yunanistan’ın Kos adasına varışımız ile devam edecek. Kos adasında gezip eğlenip yarışacağız ve daha sonrasında Tilos adasına geçeceğiz. Tilos adasının geleneksel şenliklerine katılacak ve eşsiz plajında yorgunluk atacağız. Hemen devamında Symi adasına doğru yarışacağız. Güneşi Simi adasının egzotik atmosferinde mükemmel lezzetler eşliğinde batırdıktan sonra, doğan güneş ile “sun of the island” Rodos adasına doğru yelken basacağız…

Yarışın son durağı olan Rodos adasında plaj partisi ile yarışın ödül törenine katılacağız. Yeni günün sabahında Rodos adasını keşfe çıkacağız, mükemmel güzellikteki “Old Town” kale içi ve çarşısını gezip adanın diğer tarafında ki görülmeye değer yerleri gezeceğiz ve Rodos’un gece hayatının ışıkları altında günümüzü noktalayıp ertesi gün Ege’nin incisi Marmaris’e doğru yola çıkacağız. Marmaris’te final kokteyli ile hafta boyunca edindiğimiz yelkencilik ve denizcilik tecrübeleri cebimizde, gördüğümüz ve tattığımız lezzetler aklımızda, dostluk ve eğlence dolu zamanlar kalbimizde, bir sonraki yıl görüşmek dileği ile ayrılacağız…

20/07/2013 : Bodrum tekneye katılış ve Kos adasına geçiş (10 NM)
21/07/2013 : Kos adası gezisi ve yarışa hazırlık 
22/07/2013 : Inshore yarış in Kos 
23/07/2013 : Kos – Tilos (33 NM)
24/07/2013 : Free day in Tilos
25/07/2013 : Tilos – Symi (23 NM)
26/07/2013 : Symi – Rodos (24 NM)
27/07/2013 : Free day in Rodos
28/07/2013 : Rodos – Marmaris (22 NM)

Eğitim İçeriği:


Başlangıç seviyesinden itibaren orta seviyesine kadar kıyı ve açık eniz yelkenciliği ve yarış yelkenciliği eğitiminde verilecek eğitimlerin kısaca başlıklraını aşağıda bulabilirisiniz.
-Teknede yaşam
-Tekneyi tanıma
-Yanaşma /ayrılma
-Yelken basma
-Rüzgar ve seyirler
-Seyir taktikleri
-Fırtına taktikleri
-Yarış taktikleri
-Balon/spinneaker kullanma
-Açık Deniz Seyri
-Yelken trimleri
Konaklama teknede yapılır, liman/marinaya yaklaşıldığı için duş ve tuvalet imkanı buralarda da kullanılabilir.

İnanılmaz fiyat: Herşey dahil kişi başı 800 Euro

Fiyata dahil olanlar:
+ Yelken Eğitimi
+ Kaptan
+ Tekne yakıt
+ Liman bağlama ücretleri
+ Teknede konaklama
+ Çarşaf ve tekne temizlik ücretleri
+ Katılım sertifikası
+ 3. Şahıs sorumluluk sigortası (organizasyon süresince)
+ Ekip T-shirt
+ Türkiye giriş-çıkış ücretleri ve Türk transitlog
+ Yunanistan giriş çıkış acente işlemleri ve Yunanistan transitlog
+ Kapıda vize ücreti
+ Yarış organizasyon kişi başı ödemeleri
+ Yarış organizasyon tekne katılım ücreti
+ Bodrum havalimanından tekneye kara transfer
+ Marmaris’ten Dalaman havalimanına karadan transfer

Ekstralar

- Uçuş ve ulaşım ücretleri
- Yemek ve kumanya ücretleri
- Tekneye katılım günü olan 20 temmuzdan önce Bodrumda konaklamak isteyenlerin ve organizasyon bitiş tarihi olan 28 Temmuz'da Marmaris'te konaklamak isteyenlerin otel ücretleri.

Ayrıca Katılımcılara bulunmaz fırsat

Rodos Cup katılımcılarımız isterlerse, 5 günlük eğitim ve 550 Euro fiyatı olan “Flotilla Skipper” ehliyetini bu organizasyon dahilinde ayrıca bir zaman harcamadan ve sadece 250 Euroya alabilirler….

Teknelerimiz:

Allegro : Dehler DB1 yarış teknesi: Kontenjan Dolu
Lady Deniz : Dufour 38 Classic : 3 Kabin 2 wc
Bavaria 38 : 3 Kabin 1 wc

YANINIZDA GETİRMENİZ GEREKENLER:

- Kişisel eşyalarınız
-Güneş Kremi
-Şapka
-Yelken Eldiveni
Bu eşsiz deneyimi ve tecrübeyi yaşamak bu güzel organizasyonun içinde bulunmak için tek yapacağın ilgili telefonu aramak…
Sizleri de aramızda görmek ve bu heyecanı beraber yaşamak için bekliyoruz…

Mobile: +90532 137 89 19
Office: +90252 455 52 48
Rusya ofis: +7 916 564-39-34
Yunanistan Ofis: +30 698 704 9715
guneyegeyelken@gmail.com
devamını oku →