Tolga PAMİR, geçmiş olsun....

220 deniz mili mesafeli solo Trofe MAP mücadelesi için geçtiğimiz Perşembe günü “Mini”sınıfındaki filo ile Fransa’nın Douarnez kentinden start alan yelkencimiz Tolga Pamir, İngiltere sularında büyük bir kaza atlattı. 

Oldukça zorlu parkurda teknesi kayalıklara çarparak parçalanan Pamir, İngiliz Sahil Güvenlik ekipleri tarafından helikopterle kurtarıldı.Olayla ilgili elimizde henüz fazla bilgi yok. 

Helikopter destekli bir hava operasyonuyla kurtarılan yelkencimizin sağlık durumunun iyi olduğunu öğrendik.


Kaynak: TurkSail
Fotoğraflar: KERYS Gildas HEMON

Tolga PAMİR 2011 de Türkiye'yi; 4400 millik Mini Transat okyanus geçiş yarışında temsil eden ilk kişi olmuş ve yarışı 33.sırada tamamlamış idi..

Bu geçişe ilişkin gazete haberini hatırlayalım...
Fransa’nın La Rochelle kentinden 25 Eylül'de başlayan ve değişik ülkelerden toplam 79 yelkencinin katıldığı Mini Transat yarışında Türkiye’yi temsil eden Tolga Pamir Atlantik okyanusunu 6,5 metre boyundaki Yakamoz adlı yelkenlisiyle tek kişi ve hiçbir yardım almadan geçmeyi başardı. TUR737 yelken numarasıyla yarışan Pamir, Yarışta 4 400 deniz mili (7 800 km) mesafeyi kat ederek Brezilya’nın Bahia kentine ulaşması ile yarışı 33’üncü sırada tamamladı.


18 Tekne terk etti

Seri ve Prototip olmak üzere iki sınıfta toplam 79 tekne 25 Eylül günü Fransa’nın La Rochelle kentinden yola çıktı ama Brezilya’nın Bahia limanına ancak 61’i varabildi. Direği kırılan, salması kopan, dümeni parçalanan ya da buna benzer nedenlerle 18 tekne mücadeleden çekilmek zorunda kaldı.
Kendini bitiş çizgisine odaklayan ve teknik sorunlar yaşadığını söyleyen Pamir “Limana ayak bastığımda tüm bitkinliğime rağmen inanılmaz bir macera yaşadım ve büyük bir denizcilik dersi aldım” dedi.

Haberleşmesi kesildi

Portekiz’e bağlı Maderia adasından başlayan ikinci etabın ikinci günü Tolga Pamir’i elektroniklerde yaşadığı sorunlar zorladığı söyledi. Geçtiği fırtınada anteni kopmuş, kablosu ise kavrulmuştu. Dolayısıyla gerek rakipleriyle gerek organizasyonla tüm iletişimi koptu. Ne onlarla haberleşebildi ve ne meteorolojik raporları alabildi. Yelkencimiz kelimenin tam anlamı ile Atlantik’in ortasında tek başına kalmıştı.

Türk gemisinden haber aldı

Ama asıl sıkıntı Maderia’dan sonra, ikinci etabın başlarında ortaya çıktı. Anteni kırıldığı için tüm iletişimi kesilen Pamir, Fransız sevgilisinden ve çocuğundan haber alamadı.
Kendini inanılmaz kötü hissettiği bir anda uzağında “Hanji Istanbul” adlı bir kargo gemisi gördünü söyleyen Pamir, yedek telsiz anteniyle iletişim kurabileceği bir mesafede olduğu için gemiye çağrı yaptı. Geminin kaptanı uydu üzerinden Stephanie'ye bir e-posta attı, yelkencimizin iyi olduğu mesajını verdi ve durumlarını sordu. Gelen cevabı Tolga’ya iletti. Bu iletişim; Tolga Pamir’e moral kaynağı olduğunu söyledi.

Charente-Maritime/Bahia Transat 6,50 yarışını tamamlayarak Atlantik Okyanusu'nu Mini 6.5 ile geçen ilk Türk sporcusu olma unvanını kazanan Tolga Pamir'in yarış görüntülerini video da izleyebilirsiniz..

1975 İstanbul doğumlu Tolga Pamir; optimist, 3.80, kadet sınıflarında yarıştı. 
Sekiz yıldır Fransa'da yaşıyor. 
Yakamoz, bir mini transat 6.50 teknesi. 
Tolga Pamir tarafından kabuk olarak alınıp tamamlandı ve TUR737 yelken numarasıya yarıştı.
Yarış sonrası Yakamoz satıldı ve şu an Kaya TUR 581 ile yarışlara hazırlanıyor. 
Güncel gelişmeler, sporcunun ve teknenin sponsoru Kaya ROPES sayfasından takip edilebilir..

.



devamını oku →

Polonya Rs:x Şampiyonasında Kürsüye Çıktı.

Dilara Uralp , Polonya Sopot'da 06-09 Haziran 2013 tarihlerinde yapılan Polanya RS:X şampiyonasına katıldı.


14 bayan sporcu arasından U19 kızlarda 1. ve U21 kızlarda 2. olan Dilara Uralp kişisel   internet sitesinde geçmişini "Ben Dilara Uralp. 9 yaşımdan beri sörf yapmaktayım ve 10 yaşımdan beri yarışlara katılıyorum." olarak anlatan Dilara, 17 yaşında ve lise öğrencisi, İzmir'de yaşıyor..


Çeşmealtı Rüzgar Sörf Kulübü’nden Dilara Uralp 2010 yılında Dünya İkincisi Olarak Podyuma Çıktı.
10-15 Nisan tarihleri arasında Fransa’nın Hyeres kentinde gerçekleşen ve Almanarre plajında yapılan şampiyonada;  17 Yaş altı Gençler”de Dünya İkinciliği kazanan Dilara Uralp, 20 Yaş Altı Gençlerde de Dünya 6’ncısı oldu ..Şampiyonaya 17 ülkeden 128 sporcunun katılımı ile yapılmış idi.

RS:X, ISAF bünyesinde oluşturulmuş bir rüzgar sörfü sınıfıdır. 2008 de olimpik olmuştur..

Rüzgar sörfü genellikle iki ile beş metre arasında yüzer bir tahta ve hareketini tek bir yelken ile sağlayan su üzerinde yapılan bir yelken sporu dur. Yelken grubu tahtaya her yönde serbestçe dönebilen esnek bir mafsal ile bağlıdır. Dümen ile yönlendirilen bir yelkenli den farklı olarak rüzgar sörfü direk ve yelkeni döndürülerek, eğilerek ve tahtasının üzerine basılarak yönlendirilir.
Rüzgar sörfü sporu hem yelkenli hem de sörf sporlarının temel öğelerini birleştiren ve kaykay, snowboarding, su kayağı, wakeboard gibi diğer bazı sporların da atletik olarak belirli bazı öğelerini paylaşan bir spordur. Her ne kadar bir yelkenli teknenin küçültülmüş hali gibi bir görüntü verse de, rüzgar sörfü başka hiçbir yelkenli tekne tasarımının teklif edemeyeceği deneyimler sunar; Rüzgar sörfü yelkenli tekneler arasında dünya hız rekorunu elinde tutmaktadır. Rüzgar sörfünde zıplanabilir, ters taklalar atılabilir, kişi kendi etrafında hızlı dönüşler yapabilir ve diğer başka hiçbir yelkenlinin yapamayacağı serbest stil hareketler gerçekleştirilebilir. Her ne kadar rüzgar sörfü yapabilmek için dalga gerekmese de dünyanın en büyük dalgalarına ilk binenler yine rüzgar sörfçüleri olmuştur. 
Rüzgar sörfü hız, slalom, etap yarışı, dalga, süperX ve serbest stil olmak üzere birbirinden farklı bazı disiplinleri içerir.
Rüzgar sörfü her ne kadar 0 ile 95 km/saat hızında esen rüzgarlarda yapılabilse de birçok eğlence maksatlı yelkenci için 25 ile 45 km/saat arası hızlarda esen rüzgarlar ideal olarak suyla teması en aza indiren kızaklama şeklinde seyir şartları sağlar. Daha hafif esen rüzgarlar yer değiştirme şeklinde seyir ile sonuçlanır.

devamını oku →

15-16 Haziran Marmara Kupası’nda start Moda’dan verilecek..

Asmalıada yaklaşık Koordinatı:
40° 38’,000 N; 027° 45’,500 E
Türkiye Açıkdeniz Yarış Kulübü’nün (TAYK) 38 yıllıkbir klasiği olan Marmara Kupası, Moda Deniz Kulübüişbirliğinde 15-16 Haziran tarihleri arasında yapılacak.
Cumartesi günü Moda Deniz Kulübü önünden start alacak yatlar, Asmalı Ada dönüşlü 125 deniz milimesafeli rotalarını Ataköy Marina önünde tamamlayacak.
Yılın uzun rotalı ilk mücadelesi olan TAYK-MDK Marmara Kupası her zaman olduğu gibi yarış filosu için bir anlamda Temmuz ayında yapılacak Deniz Kuvvetleri Kupası ya da yaygın adıyla “Büyük Yarış” için “hazırlık” niteliği taşıyor. 
Ancak zorluk seviyesi bize göre İstanbul’da başlayıp Çeşme’de sona erecek Büyük Yarış’tan daha yüksek. Zira hava güneyli de olsa, kuzeyli de olsa Marmara Kupası’nda toplam uzunluğu yaklaşık125 deniz mili olan rotanın yarısının orsa seyirde gerçekleşecek olması bu zorluğu yaratan en önemli unsur. 

GÜVENLİK EKİPMANI BULUNDURMAK ZORUNLU

Bu yıl Marmara Kupası’nın Yarış İlanı’nda Tekne Takip Sistemi (TTS) dışında iki nokta dikkat çekiliyor. İlki “güvenlik” konusunda…
Daha önce zorunlu tutulmayan can salı, fırtına floku ve can yeleği gibi ekipmanlar bu kez yarış şartıolarak aranıyor. Start öncesi tüm ekipler can yeleklerini giymiş olarak MDK iskelesindeki Yarış Komitesi’nin önünden geçecek, bu geçiş sırasında can salı ve fırtına floklarını gösterecekler. Yapılan kontrollerde güvenlik ekipmanının eksik olması diskalifiye nedeni olabilecek.

TÜM SINIFLARA AYNI ROTA

Diğer değişiklik ise rota konusunda göze çarpıyor. Önceki yıllarda farklı rotada yarışan Destek sınıfı bu yıl eklenen Gezgin sınıfı ile birlikte IRC’lerle aynı rotada yelken basacak.
Yarışın startı 15 Haziran Cumartesi günü saat 10.00’da beş dakika uyarısıyla Moda Deniz Kulübü’nden verilecek. Marmara Adası’nın önündeki Asmalı Ada’yı iskelelerinde bırakacak tekneler dönüşe geçecek ve Ataköy Marina önünde finiş yapacak.
Start günü saat 19.00’dan sonra uyarı işareti verilmeyecek yarışın zaman sınırı da 17 Haziran Pazartesi günü saat 06.00’da dolacak.
TAYK yönetimi, Deniz Kuvvetleri Kupası ve DEYH (Doğu Ege Yelken Haftası) yarışlarında da geçerli olacak ISAF-OSR Ek-C ve Man Over Board (MOB) ile ilgili dokümanların incelenmesini istedi.


KAYITLAR YARIN KAPANACAK

Start sıralaması 13 Haziran Perşembe günü (yarın) saat 17.00’da kapanacak kayıtlardan sonra ilan edilecek.
MDK Marmara Kupası ve daha sonra yapılacak MDK Kupası (Sonbahar Kupası I) yarış sonuçlarıModa Deniz Kulübü Trofesi’ni oluşturacak. Ancak değerlendirmeye girmek için 2 yarışa da katılmakgerekiyor. 

Kaynak:TurkSail

devamını oku →

Dünyayı Dolaşan 5.Türk Denizci..

"Yosunu yapmamın nasıl hayatımı değiştirdiğini, bana neler kazandırdığını da bu kitaba yansıtmaya çalıştım."



1933’te İstanbul’da doğdu, çocukluğunu Büyükada’da geçirdi.Columbia Üniversitesi’nde Bilgisayar Mühendisliği alanında doktorasını tamamladıktan sonra New York’ta çeşitli üniversitelerde ders verdi. New York Üniversitesi Bilgisayar Bölüm Başkanı iken dünya seyahati yapmaya karar verince kiraladığı bir atölyede 10 metrelik bir tekneyi imal etmeye başladı. Yosun adını verdiği teknesinin yapımını 5 yılda tamamladı.Dünya seyahatine Yosun adlı teknesi ile 1987 yılında başlamış, 8 Aralık 1995 tarihine kadar devam etmiştir. New York'ta üniversitede kürsü başkanı olduğu için seyahatini okulundan fırsat bulduğu sürece etap etap tamamlamıştır. 6 yıl 7 ay süren bu yolculukta Akkoyunlu, 302 gün seyir yaparak dünyayı dolaşmıştır. Akkoyunlu'nun boyu 2 metre olduğu için "Yosun"un güverte tasarımı özel olarak yapılmıştır. Kamara yüksekliği ise 2 metre 10 santimdir.

Dünya turunu tamamladıktan sonra teknesini denizi seven Türk gençlerine armağan etmek istemiş ve Osman Atasoy'un tavsiyesi ile daha önceden hiç tanımadığı Tonguç Tokol ve Yeşim Tokol'a bedelsiz olarak vermiştir. Yosun'un yapımı ve dünya turunu Deniz Çingenesi adlı kitabında anlatmıştır. ISBN 9789944020114

"Bana dün gibi geliyor ama Yosun'un yapımına başladığımdan beri 30 yıl geçmiş.Denize ineli 22, dünya turuna çıkalı 18, ilk turu tamamlayalı 11 yıl olmuş. O zamandan beri Yosunun öyküsünü kitap olarak toplayıp yazmak bana zor geldi. Yelken dergilerine verdiğim birkaç yazıyla, bir iki röportajla yetindim. Yosunu yapmayı da, onunla okyanuslara açılmayı da daha çok kendimi tanımak, kim olduğumu anlamak güdüsüyle yaptım. Denizde, özellikle uzun yollarda yalnız olmayı yeğledim.Aslında epey söyleyecek şeyim var.Beni düşündüren, tekne yapmayı aklından geçirenler. Zorlukları büyüten "kendime özgü üslubumla" onları ürkütüp vazgeçirmekten korkuyorum. Ama sonuçta, böyle mantıksız bir işe girişecek insan zaten bir kitap okuyup vazgeçmez diye düşünüyorum."

YOSUN


Tasarım: Bruce Roberts 36
Yapım: Eralp Akkoyunlu tarafından
Yapım yeri: New York
Malzeme: Fiberglas
Boy: 11,70 m.
Su hattı: 9,15 m.
En: 3,47 m.
Su çekimi: 1,75 m.
Deplasman: 11 ton
Safra: 3,5 ton
Yelkenler: Ana yelken, cenoa, ikiz trinket
Yelken alanı: 105 m2
Makine: 38 HP
Yakıt kapasitesi 550 Lt.
Su kapasitesi 250 Lt.
Seyir donanımı: Otopilot, GPS, VHF, derinlik göstergesi.
Donanım: Irgat, 7 ad. vinç, 5 ad. çıpa, şişme bot ve 5 HP motor.
Omurganın kuruluşu: 4.Temmuz.1976
Denize iniş: 14.Ağustos.1985

Tura başlangıç: 19.Ağustos.1987 Grenada’ dan.
Turun bitimi: 8.Aralık.1995 Grenada’ da.
Yapılan yol: 25.210 Mil ( 16.880 Mil yalnız )Toplam 33 ülke ve 219 seyir günü.

Fotoğraf albümü için buraya tıklayınız..



devamını oku →

Yelken Sporu

İnsanoğlunun suyun kaldırma kuvvetinden istifade ederek kullandığı teknelere rüzgarın enerjisini de eklemesiyle oluşan ve önceleri bir ulaşım biçimiyken sonra doğayla mücadelenin ağır bastığı bir faaliyet halene gelen spor dalı. Özellikle açık denizlere kıyısı olan ülkelerin benimsediği yelkenli tekneler, ulaşım ve savaş amaçlarıyla da kullanıldı. 

Yelkeni, bir spor dalı olarak benimseyen ilk ülke İngiltere’dir. 1693 yılında Seamark Cub adında bir kulübün kurulmasından sonra yelken sporu dünyanın diğer ülkelerine de yayıldı.

Bu spor; deniz sporlarının en zevklisi ve en çok yapılanıdır. Yelken sporu küçüklü büyüklü çeşitli teknelerle yapılır.

19. yüzyılın ikinci yarısında ise, yatların katılması ile ciddi gelişme göstermiştir.


Ülkemizde 1850 senelerinde ilk filizlerini veren yelken sporu, dönemin Büyükada, Moda ve Yeşilköy sahillerindeki kulüplere bağlı yat sahiplerinin aralarında yaptığı yarışlar ile başlar.
1914-1923 seneleri arasında, çeşitli savaşlar nedeni ile durulan yelken faaliyetleri 1923 senesinde Yelken, Kürek ve Yüzme dallarını kapsayan Su Sporları Federasyonu’nun kurulması ile tekrar güncelleşmiştir.1957 senesinde Yelken branşı Su Sporları Federasyonu’ndan ayrılarak 25 Mayıs 1957’de Türkiye Yelken Federasyonu resmen kurulmuştur.Ancak Türkiyenin 1907 senesinde kurulmuş olan Uluslar Arası Yat Yarış Birliğine üyeliği çok daha önce, 1932 gerçekleşmiştir. Uluslararası Birlik ise, diğer spor teşkilatları düzenlemelerine uyarak, 1996 senesinde adını Uluslararası Yelken Federasyonu (Internartional SAiling Federation = ISAF) olarak değiştirmiştir.

Bugün yelken sporuyla uğraşan, pekçok şehrimizde çok sayıda spor kulübü vardır. 
Yelken yarışları, yarışmacıların tekneleri ile belirli bir yönde, çevresinden dolaşmaları gereken şamandıralarla tespit edilmiş bir güzergah üzerinde veya tanımlanmış coğrafi rotada yapılır. 

Türkiye'de, günümüzde yarışmalara açık yelken sınıfları şunlardır: 

International One Metre (IOM)
Optimist
Laser
470
420
Pirat
Dragon
Finn
RS-X
Techno 293
Funboard
Kiteboard
devamını oku →

Dünyayı Dolaşan Türk Denizciler Tüm Liste / Kaynak Wikipedia

Sadun BORO ve KISMET 


Detay bilgi için lütfen isimlerin üzerine tık..layınız..


Sadun Boro - Oda Boro çifti Kısmet 1962-1965
Cumhur Gökova - Happy Ray 1970-1976
Tanıl Tuncel Kelebek 1986-1991
Eralp Akkoyunlu Yosun 1987-1995
Haluk Karamanoğlu ve ailesi Dariska 1988-1993
Hülya Leigh ve Derek Leigh Blue Belle 1998-2005
Erkan Gürsoy Barış 1991-1995
Zuhal Atasoy - Osman Atasoy çifti Uzaklar 1992-1998
Ayfer Er Cantana III 1993-1998
Alim & Hattaya Sür çifti My Chance 2003-2008
Ayça Kirişçioğlu - Levent Kirişçioğlu Yol 2004- 2007
Ekrem İnözü Anouk 2004- 2007
Hakan Öge Mardek 2004-2007
Özkan Gülkaynak Kayıtsız III 2006-2009
Erden Eruç Calderdale 2003-2012


Not: En son düzeltme tarihi : 17.01.2011-Wikipedia 

devamını oku →

Diren Gezi Parkı Sailing Regatta Başladı!

Gezi parkı direnişine espirili bir haberle destek veren Osman Uğur ilginç makalesiyle herkesi gülümsetti.


Denizci olan, denizin üzerinde bulunan insanlar daha farklı bir bakış açısına ve espri yeteneğine sahip oluyor. Kuşkusuz bunda “tuzlu suyun” etkisi yüksek. 
İşte bu “tuz”un içinde olanlardan biri de yıllardır yelken haberciliği yapan arkadaşımız Osman Uğur. Uğur bu pencereden bakarak “Taksim direnişi”ni haberleştirdi.
Yazı ve fotoğrafları Motorboat&Yachting dergisinde yayınlanan Osman Uğur’un yelkencilerin Gezi Direnişi’ne Destek Turu’ndan esinlenerek kaleme alıp facebook’ta paylaştığı “haber” in tamamına Turksail sayfasından ulaşabilirsiniz..





devamını oku →

Sakin seyir manifestosu! / Türkçe-İngilizce-Fransızca...



1.Önemli olan tekne değildir. Önemli olan senin teknen ve denizle kurduğun ilişkidir. 
Boyunun, bedelinin veya donanımının, kürekli bir sandal veya büyük bir yat olmasının da hiç önemi yok. Önemli olan onu diğer bütün sahip olduğun nesneler gibi görmeyip, sana zevk veren, unutulmaz deneyimler yaşatan, denizi tanıtan ve en önemlisi seni sana tanıtan bir yol arkadaşı olarak gör.
2- Limanda bağlı olsa bile içinde zaman geçir. Yaşam alanının bir parçası olsun. Teknen üzerinde çalış, tamir et ki teknen de ortaya koyduğun eserlerden biri olsun. Bu, sen ve teknen arasında daha sağlam bağlar kurulmasını sağlar.
3- Denize çıktığında aceleci olma. Uzun bir yolculuk yapacakmışsın gibi dönüş saatini düşünmeden yola çık. Kol saatini unut ve güneşin seni yönlendirmesine izin ver. Denklemden hız ve zamanı çıkartırsan geriye uzay kalır : Deniz.
4- Sabit rotasız ve hedefsiz yola çık. Basitçe yelken yap. Kendini rüzgar ve denizin seni yünlendirmesine izin ver. Ne katettiğin ne de önünde kalan milleri düşün. Hiçbir yere gitme. Sadece denizde ol ve anın zevkini çıkart.
5- Elektronikleri unutup eski usül seyir yap. Aletlere bağlı kalmamayı öğren. Ne kadar zamandır rasat yapmadın ? Seyirde yerini saptayıp kağıt bir harita üzerine işle. Anemometreyi unut. Rüzgarı yüzünde ve ensende hisset. Seyir sanatını öğren : Gerçek denizcileri tanımlayan budur.
6- Cep telefonunu, radyoyu, müzik çaları kapat.Seni karaya bağlayan bağlantılardan belli bir zaman için kop. Sessizlik ! Denizin mırıltısını, bodoslamada dalgayı, yelkenin pırpırını, rüzgarın nefesini dinle.
7- Yekeye veya dolaba yapışıp kalma. Dümeni bir arkadaşına bırakıp kendini akışa terk et. Ne kadar zamandır teknenin güvertesine şöyle rahatça uzanmadın veya bodosamada oturup bacaklarını iki yandan sallandırmadın? Yalnız isen, yelkenleri trimle, dümeni bağla ve bırak böyle gitsin tekne. Ekibine ve teknene güven.
8- Bir seyir defterin olsun. Çıkışlarını ve hissettiğin duygularını yaz. Böylece her denizde oluşunun duygularını saklayacak ve ileride hatırlayacaksın. Bu duygularını mesela bir blogda başkaları ile de paylaş.
9- Eğer yarışmaktan hoşlanıyorsan asla ödülü düşünerek yarışma. Yarışa, denizi, tekneni ve kendini rekabet içinde tanımayı öğrenmek için gir.
10- Tekneni terk etme, o bunu asla yapmaz.
11- Hergün denizi bir an için de olsa seyret ve enerjisini içine sindir. Gittiğin her yere onu da götür.


The Slow Sailing Manifesto

1.- Whatever your craft, whether a rowing boat, or a luxury yacht, it’s yourrealationship with your boat and the sea that matters. Regardless of length,price and equipment, your craft isn’t just another of your many possesions butrather an agreeable travelling companion with whom you can learn about thesea and, more importantly, about yourself.
2.- Spend time aboard your craft even if it’s just tied up in the harbour. Make theboat part of your living space. Do little jobs aboard, this will hieghten your senseof ownership and will strengthen the ties between you and your craft.
3.- Leave your hurries and worries on the quay when you go sailing. Go withouta set time to return, as if you were leaving for a long journey. Forget your watchand let the sun guide you. If you take speed and time out of the equation you’releft only with space: the sea.
4.- Sail without a strict course or destination. Let the wind and sea take youwhere they will. Don’t think about miles covered or those still to go. Don’t goanywhere, just sail and enjoy the moment.
5.- Disconnect the electronics and sail like they used to. Learn not to depend onyour instruments. When was the last time you took a bearing? Or a sun sight?Find your position and mark it on the chart. Forget the windspeed indicator, feelthe wind on your face. Learn the art of sailing, become a real sailor.
6.- Disconect the mobile and turn off the music. Cut your ties with the land.Listen to the murrmuring sea, the bow wave, the flap of the sail, the breathing wind.
7.- Don’t hog the helm. Let somebody else take it. How long has it been sinceyou stretched out on deck or sat at the bow? If you’re sailing alone, tie off thetiller, balance the sails and let yourself go. Trust in your crew and in your boat.
8.- Write a log book. Detail your sailing trips and note down your feelings. Thengo back over your notes and re-live the experience. Share your experienceswith others in what ever way suits you best.
9.- Race, if that’s what you like but don’t go for the prize. Go to learn about the
sea, your boat and yourself. There’s no more stimulating prize than this.
10.- Don’t desert your boat, she’d never desert you.
(This is a play on a famous Spanish campaign to stem the amount of pets that are abandoned by the roadsides inSpain, particularly during the summer holidays.)
11.- Contemplate the sea for a while each day, let it’s energy flow into you and take it where ever you go.


Manifeste de la Navigation Tranquille

1.- L’important ce n’est pas le bateau mais le rapport que tu établis avec lui et la mer.
Peu importe sa longueur, son prix ou son équipement ; peu importe que ce soit un
canot à rame ou un grand yacht ; ce qui compte, c’est de le considérer non pas comme
un objet quelconque faisant partie de tous ceux que tu possèdes mais comme un
compagnon de voyage qui peut procurer plaisir, expériences inoubliables, une
connaissance de la mer et, surtout, de toi-même.
2.- Séjourne à bord, même si ce n’est qu’amarré au port. Qu’il devienne une partie de
ton espace vital. Travaille sur ton bateau, retouche-le, de façon à ce qu’une partie de
ton bateau devienne ton oeuvre, et qu’une partie de ton oeuvre soit en rapport avec ton
bateau. Cela établira des liens plus solides entre ton bateau et toi.
3.- Lorsque tu navigues ne sois pas pressé. Pars sans penser à l’heure du retour,
comme si tu partais faire un long voyage. Oublie ta montre et laisse le soleil te guider.
Si tu élimines la vitesse et le temps de l’équation, il ne reste que l’espace : la mer.
4.- Pars naviguer sans cap précis, sans destination. Navigue, simplement ; laisse-toi
porter par le vent et la mer. Ne pense pas aux milles parcourus ni à ceux qu’il reste à
faire. Tu ne vas nulle part. Uniquement navigue et jouis du moment.
5.- Oublie l’électronique et navigue à l’ancienne. Apprend à ne pas dépendre des
instruments. Combien y a-t-il de temps que tu ne prends pas un relèvement ou la
hauteur d’un astre ? Marque ta position et trace le cap sur une carte en papier. Oublie
les penons ; sens le vent sur ton visage et sur ta nuque. Apprend l’art de naviguer :
c’est lui qui caractérise les vrais marins.
6.- Coupe le cellulaire, la radio, l’appareil de musique. Coupe pendant un certain temps
les liens qui t’unissent à la terre. Silence ! Écoute la rumeur de la mer : la vague
d’étrave, le battement de la voile, l’haleine du vent.
7.- Ne t’agrippe pas à la barre ou à la roue. Cède le gouvernail à un membre de
l’équipage et laisse-toi porter. Combien y a-t-il de temps que tu ne t’allonges plus sur le
pont ou que tu ne t’assieds plus à l’étrave, pieds pendants ? Si tu es seul, amarre la
barre, équilibre le bateau avec les voiles et laisse-toi mener. Fais confiance à
l’équipage et à ton bateau.
8.- Rédige un journal de bord. Note les détails de tes sorties et les sensations que tu
éprouves. Tu conserveras ainsi les émotions de chaque sortie et tu pourras les revivre
plus tard. Partage ces expériences et ces émotions avec d’autres personnes à travers
un blog ou comme tu voudras.
9.- Si tu aimes faire des régates, ne les fais jamais en pensant au prix, mais parce que
c’est par la compétition que tu apprends à mieux connaître la mer, ton bateau et toi-
même. Il n’y a pas de prix plus stimulant que cet apprentissage.
10.- N’abandonne pas ton bateau, il ne le ferait jamais.
11.- Contemple la mer un instant tous les jours, imprègne-toi de son énergie et
emmène-lalà où tu ailles.
devamını oku →

Ahşap tekne büyük avantajlara sahip!

Ahşap tekne, hem ömür hem de konfor bakımından saç ve fiber teknelere göre büyük avantajlara sahip. Ahşap, nefes alıyor. Yazın serin, kışın sıcak oluyor.

Mega ahşap yatlarıyla adından söz ettiren Su Marine’in ortağı Tanju Kalaycıoğlu “Türk yatçılar özel imalat yerine iki katı fiyata fabrikasyon tekne alıyorlar. El dokuması yerine makine halısı almak gibi” diyor..
Mega yat inşasında Türkiye’nin, dünyanın en büyük ilk üç ya da dört üreticisinden biri olduğu söylenir. Gerçekten birçok tersanemiz çok uygun fiyatlarla çok kaliteli süper yat üretiyor. Süper yat üretiminin yanı sıra, yat tasarımcılarımız da, mega yat piyasasında değerli imza sahibi oluyorlar.

Meriç Köyatası yazıyor!
Geçtiğimiz günlerde Tuzla’da Su Marine Tersanesi’ni ziyaret ettim. Hem yaptıkları tekneleri dolaştım, hem de yatçılık üzerine sohbet ettik. Su Marine, 2007 yılında Ahmet Kesgin, Ronald Grünberg, Timothy Grünberg ve Göksen Kerezlioğlu tarafından kuruluyor. Bu isimlerin hepsinin yatçılık geçmişi çok eskilere uzanıyor. Özellikle Ahmet Kesgin ve kardeşleri 40 yıldan bu yana ahşap tekne imalatında, sanatları ve ustalıklarıyla ön plana çıkmış isimler. İmal ettikleri teknelerin tasarımları da imzası uluslararası piyasada bilinen Osman Tanju Kalaycıoğlu’na ait. Yaptıkları teknelerin tümü lamine ahşap ve epoksi kaplı...
Esasında ben Tanju Kalaycıoğlu’nu çok daha önceden tanırım. Benim teknem rahmetli Vecdi Arduman ile Orhan Yumak tasarımı. Teknenin yapımının son üç ayında Vecdi Arduman beyefendi rahatsızlanıyor, teknenin salma ve son hesaplarını Tanju Kalaycıoğlu yapıyor. 22 yıldır o tekne ile deniz domuz demeden en sert havalarda bile çok güvenli dolaşıyoruz.

Türk yatçıları anlamakta güçlük çekiyoruz
Avrupalı marka olmuş firmaların fabrikasyon standart teknelerinin yarı fiyatına, aynı kalitede daha konforlu ve daha lüksünü üstelik ahşap olarak yapıyoruz. Gidip o teknelerin plastik olanını alıyorlar. El dokuması halı varken, daha yüksek fiyata makine halısı almaya benziyor bu iş.
Türkiye’ye çok değişik sektörlerde yatırım yapan dolar milyarderi işadamları var. Bunlar bu yatırımları ve iş görüşmeleri için Türkiye’ye CEO’larını gönderiyor, kendileri gelmiyor. Ancak biz bu kişilere yat yapıyoruz. Bu kez CEO’ları değil, kendileri, eşleri, çocukları ve iç mimarları, sanat danışmanları ile birlikte Türkiye’ye geliyorlar. Bizim sektörün en önemli farkı bu.

Ünlü işadamlarının teknelerini de o yapıyor
Osman Tanju Kalaycıoğlu’nu bizim camia iyi tanır da yatçılık dünyası dışındaki kişilere yaptığı işlerin önemini kısaca şöyle anlatabilirim. Dünyanın sayılı mega yat sörveylerinden Don Patton’un, Billionaire Club’dan Flavio Billionaire’in, ünlü aktör Johnny Depp’in tekneleri hep Tanju Kalaycıoğlu imzasına sahip. Daha bana birçok ünlü işadamı saydı. Büyük teknelerin yanı sıra, Boğaz’da gördüğümüz çok sayıda ünlü işadamının geziden çok ulaşım amaçlı kullandığı 10-15 metre arası lobster türü tekneler de hep Kalaycıoğlu tasarımı. Bir kısmı Su Marine’de inşa edilmiş, bir kısmı Su Marine kurulmadan önce ama yine de Ahmet Kesgin tarafından yapılmış.

Ben gittiğimde, tersanede biri 33 metre, biri 36 metre olmak üzere iki yelkenli, biri de 28 metre klasik motor yat inşa halinde idi. 36 metrelik yelkenli ile 28 metrelik klasik motor yat bu sezon denize inecek. Dünyada 2008 yılında patlayan ekonomik krizin vurduğu sektörlerin başında mega yat inşa sektörü geliyor. Gerek dünyada gerek Türkiye’de bu sektördeki kriz henüz atlatılmış değil ama böyle bir dönemde Su Tersanesi’nde süper yat kategorisinde üç tekne inşasının sürmesi, yaptıkları işin kalitesini ve piyasadaki itibarlarını gösteriyor.

“Ankara teşvik etse bu sektör uçar”

* Ankara’nın yat inşa sektörünü teşvik etmesi haline bu sektör uçar. Bunun için yapılması gerekenler de esasında belli. Öncelikle Türk Bayrağı’nı vergi aracı olmaktan kurtarmak gerekiyor. Yat imalatı, İstanbul, İzmir, Antalya gibi yerlerde olabiliyor. Bu bölgeler de bölgesel teşviklerden faydalanamıyor. O nedenle, sektöre yönelik özel teşvikler getirilebilir.
* Bayrak sorununu çözersek çok sayıda yerli üretim, Türk bayraklı teknemiz olur. Türk bayrağından aldığımız vergilerle, insanları yabancı tekne almaya, dolaylı olarak Hollanda’daki, İtalya’daki, Fransa’daki işçiliği satın almaya özendiriyoruz.
* Yat endüstrisinde, işçiliğin katma değeri çok yüksek. Sektörün en az yüzde 50’si kalifiye işçilik gerektiriyor. Kalifiye marangoz, kalifiye saç kaynakçısı, kalifiye elektrikçi vs gibi... Sektörün sağladığı istihdam sonucu, maliyenin çalışanların harcamalarından alacağı dolaylı vergiler (KDV,ÖTV gibi), sağlanacak teşviklerin çok üzerinde bir rakam tutar.


devamını oku →

Hava Durumu...

Bugün yelkenciler için hava nasıl olacak!
Ünlü hava durumu sitesi Windguru amca diyor ki...İstanbul Fenerbahçe'de...
Bu haftasonu ve önümüzdeki hafta, genelde kuzeyli ve zaman zaman 20 knot hıza ulaşan; 9-20 knot arası esecek değişken hava durumu gözüküyor..


Her zaman dediğimiz gibi; koşullar "Yelken Yapmaya Elverişli" ...



Sık sık denize çıkın!!! Her tür hava koşulunun keyfini denizde yaşayın....



devamını oku →